Sara Luvv, Madrid’in sıcak sokaklarında tenis raketini elinden bırakarak bambaşka bir oyun oynamaya başlamıştı. Sıcak teni, terle ıslanmış ince tişörtünün altından belli belirsiz seçiliyordu; her hareketinde göğüsleri hafifçe kalkıp iniyor, nefesi hızlanıyordu. Tenis kortunun dibinde duran adam, onu süzerken gözlerinde açlık ve kontrol arzusu vardı. Sara’nın dudakları hafifçe aralanmış, içten içe bu sert oyuna hazır olduğunun sinyallerini veriyordu.
Adam ilk dokunuşuyla onu yakaladı, sertçe bele sarıldıktan sonra göğsüne dayadı kendini. Sara titreyerek karşılık verdi; kalbi deli gibi atıyor, o yavaş yavaş tadını çıkaracağı sikmenin habercisiydi. Eller gezmeye başladı vücudunda; tişörtü kalktı, bronz teni çıplak kaldı. Dudaklarından çıkan küçük inlemeler adamın daha da hırslanmasına yol açtı. Parmaklar sertçe amcığın üstünde gezindi, Sara’nın soluk soluğa kalan nefesiyle birleşen ıslaklığı hissettiğinde artık kimse durduramaz olmuştu.
Kıçını sımsıkı kavradığında tüm direnci çöktü; dizleri hafifçe bükülüp otomatik olarak adamın bakışlarına kilitlendi. Yarağını çıkarıp sıcak amcığına hızla yığdığında içerideki o dar boşlukta dolup taşan hissettiği zevk tarif edilemezdi. Kafasını arkaya attı, “Aah…” diye kısık bir ses çıkardı, bedenindeki bütün sinir uçları uyarılmıştı. Adamın kocaman yarak kökledi içeriye doğru ritmik ama acımasızca; her inip kalkışında sanki Sara’yı parçalayacakmış gibi yoğun bir güçle doldurdu onu.
Amcığını sıkıca emmeye başladığında boğazından gelen hırıltılar aralarındaki heyecanı daha da büyüttü. Sara artık direnemiyor, sadece teslim oluyordu bu vahşi sikişe… Ayakları yerden kesildiğinde adam onu duvara dayayıp her seferinde daha derine sapladı köklemesini. Amcığını ensesine kadar sokmuş, kaşlarını çatıp bastırsada dagılmıyor oradan; her sancılı ama coşturan hareketinde Sara’nın nefesleri kesiliyor, bağırmaları yükseliyordu.
Sonunda zirveye ulaştıklarında tüm bedenlerde patlayan o elektriksel şokla birlikte adam sımsıkı sardığı küçük latina takımının içine fırlattı boşalmasını. Islaklığıyla dolan amcığını çekip çıkardığında Sara dimdik ayakta dururken gözlerinden tutku akıyordu; oyun kortlarından çok farklı bir zafer kazanmış gibiydi o an… Ağır nefesler ve kıvranmalar arasında sikişin izleri vücuduna kazınmıştı artık.
İşte orada, Madrid’in asfaltında başlayan bu kirli dersin sonunda sadece tenis değil, tam anlamıyla bir esaret ve şehvet savaşı yaşanmıştı…